İklim Diplomasisinde Yeni Dönem: Türkiye’nin COP31 Vizyonu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) için uluslararası temaslarına hız verdi. Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen OECD Konsey Toplantısı’na katılan Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) arasında stratejik bir ortaklık kurulduğunu resmen duyurdu.
“İklim Meselesi Artık Bir Güvenlik Meselesidir”
Toplantıda yaptığı konuşmada iklim krizini küresel bir güvenlik sorunu olarak tanımlayan Bakan Kurum, ülkelerin savunma bütçelerine ayırdıkları devasa kaynakları hatırlatarak çarpıcı bir kıyaslama yaptı. Kurum, “Dünya geleceğe yönelik tehditler söz konusu olduğunda kaynak ayırmaktan çekinmiyor. Peki, iklim krizinden daha yakın bir tehdit var mı?” diyerek dünya kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı. Bakan, iklim güvenliğinin askeri, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla bir bütün olduğunu vurguladı.
2035 Uygulama Hedefleri ile Somut Adımlar
İklim diplomasisinde artık ‘hedeflerden uygulamaya’ geçiş döneminin başladığını belirten Murat Kurum, COP31’in 2035 vizyonunu şu başlıklarla açıkladı:
- Küresel elektrifikasyon oranının %35’e çıkarılması.
- Atık üretimindeki artışın yarı yarıya azaltılması.
- Bina sektöründe enerji yoğunluğunun %25 düşürülmesi.
- Üretim sektöründe döngüsel malzeme kullanımının %15 seviyesine çekilmesi.
Bakan Kurum, bu hedeflerin 1,5 derece küresel ısınma hedefi doğrultusunda belirlendiğini ve OECD’nin veri analizi ile politika tecrübesinin bu sürece ivme kazandıracağını ifade etti. Türkiye’nin ev sahipliğindeki bu sürecin, sadece bir konferans değil, dünyada somut sonuçlar üreten bir aksiyon planı olacağı hedefleniyor.


































