Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Temasları Öncesi İran Hamleleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere 20-23 Eylül tarihlerinde ABD’ye gerçekleştireceği kritik ziyaret öncesinde, Türkiye’de İran bağlantılı kurumlara yönelik peş peşe alınan kararlar gündeme oturdu. Bu hamleler, Washington ile Tahran arasındaki yaptırım geriliminin tırmandığı bir döneme denk gelmesi bakımından uluslararası kamuoyunda dikkatle takip ediliyor.
BDDK’dan Golden Global ve Bank Mellat Kararı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İran bağlantıları nedeniyle ABD’nin uzun süredir merceğinde olan finans kuruluşları için harekete geçti. 16 Eylül’de alınan kararla, Golden Global Yatırım Bankası‘ndaki toplam yüzde 99,98 oranındaki payın temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verildi. ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu bankayı İran Devrim Muhafızları Ordusu ile finansal işlemler yürüttüğü iddiasıyla daha önce yaptırım listesine almıştı.
Buna ek olarak, 1982 yılından beri Türkiye’de faaliyet gösteren Bank Mellat‘ın İstanbul merkez şubesinin faaliyet izni, BDDK tarafından ‘mali sistemin güven ve istikrarını tehlikeye attığı’ gerekçesiyle kaldırıldı.
Mahan Air Uçuşları Askıya Aldı
Finansal alandaki bu yaptırımların yanı sıra, İran merkezli havayolu şirketi Mahan Air de Türkiye hattındaki operasyonlarını durdurma kararı aldı. 21 Eylül’den itibaren İstanbul ve Ankara seferlerini askıya alacağını duyuran şirket, daha önce ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Uzmanlar, bu kararların doğrudan bir yasak mı yoksa şirketin kendi stratejik hamlesi mi olduğunu tartışırken, zamanlamanın Erdoğan’ın BM Genel Kurulu hitabı öncesine denk gelmesi dikkat çekici bulundu.
Resmi Gerekçe ve Jeopolitik Bağlam
Her ne kadar bu gelişmeler Erdoğan’ın ABD ziyareti ile ilişkilendirilse de, yetkililer kararların bankacılık mevzuatı ve mali istikrarın korunması çerçevesinde alındığını vurguluyor. Türkiye’nin bu adımları, hem uluslararası finansal sisteme uyum sağlama çabası hem de bölgedeki jeopolitik dengeleri koruma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.


































