Ana Sayfa AKP Doğu Akdeniz’de Enerji Satrancı: Suriye Sahaları Türkiye’ye Kapalı mı?

Doğu Akdeniz’de Enerji Satrancı: Suriye Sahaları Türkiye’ye Kapalı mı?

26
0

Doğu Akdeniz’de Yeni Jeopolitik Hamleler

Doğu Akdeniz yıllardır süren jeopolitik gerilimlerin merkezinde yer alırken, enerji denklemi Suriye’nin de dahil olmasıyla yeni bir boyuta taşındı. Şam yönetimi, Lazkiye açıklarındaki offshore petrol ve doğal gaz bloklarını uluslararası enerji devlerine açarken, bu süreçte Türkiye’nin masada yer bulamaması dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Batılı Şirketlerin Suriye’ye Dönüşü

Şubat 2026’da atılan adımlarla Suriye Petrol Şirketi (SPC), Amerikan Chevron ve Katarlı UCC Holding ile ülkenin ilk offshore arama mutabakatını imzaladı. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın bizzat takip ettiği bu süreç, ardından Fransız TotalEnergies ve ConocoPhillips’in de dahil olduğu konsorsiyumlarla genişledi. Uzmanlar, KKTC karasularının hemen doğusunda gerçekleşen bu yapılandırmanın Ankara tarafından yakından takip edildiğini belirtiyor.

Türkiye’nin Rolü ve “Dostluk” Diplomasisi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Aralık 2024’te Şam’a gerçekleştirdiği ziyaret ve Ahmed Şara ile verdiği görüntüler, bir dönem “Yeni Suriye’nin hamisi Ankara” algısını güçlendirmişti. Ancak saha gerçekleri, diplomasi masasının ötesinde farklı bir tablo çiziyor. Türkiye, bölgede Kalyon ve Cengiz Holding eliyle daha çok elektrik santralleri ve havalimanı işletmeciliği gibi projelerde yer alırken, stratejik enerji sahalarında küresel devlerin dışına itilmiş durumda.

Emekli Amiral Cem Gürdeniz’den Kritik Uyarı

Konuyu değerlendiren Emekli Amiral Cem Gürdeniz, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sistematik bir baskıyla karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Gürdeniz, “Batı, Türkiye’nin kendi doğal gazını çıkarmasına müsaade etmek istemiyor. Sevilla haritasını kabul etmediğimiz ve Batı’nın enerji mimarisine tam teslim olmadığımız sürece bu zorlukların devam edeceği aşikâr,” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki enerji koridoru, ABD Senatosu’ndan geçen tasarılar ve İsrail-Yunanistan-GKRY eksenli iş birlikleriyle örülmeye devam ederken, Türkiye’nin bu enerji denkleminde nasıl bir yol izleyeceği önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olmaya aday.