ABD’nin Latin Amerika’daki Jeopolitik Hamleleri
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiği günden bu yana Latin Amerika’daki siyasi dengeleri yeniden şekillendirmek için sistematik ve agresif bir strateji yürütüyor. Özellikle Kolombiya’da aşırı sağcı Abelardo de la Espriella’nın seçim zaferi, bölgede on yıllardır süren solcu iktidarların sonunu getiren ‘yeni dalganın’ son halkası olarak değerlendiriliyor.
‘Arka Bahçe’den Kaynak Sömürüsüne
Eski Panama Büyükelçisi John Feeley, Trump yönetiminin Latin Amerika’yı demokratik bir müttefik olarak değil, ticari sömürü alanı olarak gördüğünü vurguluyor. Trump’ın hedefinde ise bölgenin zengin petrol ve altın yatakları ile kritik mineraller var. Özellikle Çin’in bölgedeki ekonomik nüfuzunu kırmayı amaçlayan Washington, ‘Monroe Doktrini’nin modern ve sert bir versiyonunu uyguluyor.
Kolombiya ve ‘Demir Yumruk’ Siyaseti
Kendisine ‘Kaplan’ lakabını takan yeni Kolombiya Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella, seçim vaatlerinde askeri bütçeyi artırma, mega hapishaneler inşa etme ve kartellerle ‘demir yumruk’ yöntemiyle mücadele etme sözü verdi. Bu yaklaşım, ABD’nin ‘Amerika Kalkanı’ projesiyle bölgedeki güvenlik mimarisini kendi lehine militarize etme isteğiyle doğrudan örtüşüyor.
Askeri Müdahale Seçeneği Masada
Uzmanlar, Trump’ın Latin Amerika politikasını ideolojik olmaktan ziyade ‘ticari kâr odaklı’ olarak tanımlıyor. ABD’nin emekli diplomatları, Trump’ın bölgedeki stratejik müttefiklerine daha fazla denetim sağlamak amacıyla askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceği konusunda uyarıyor. Peru’dan Arjantin’e, Ekvador’dan Brezilya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada Trump’ın desteklediği sağcı liderlerin iktidara gelmesi, Washington’ın bölge üzerindeki ağırlığını İkinci Dünya Savaşı sonrası en yüksek seviyeye taşıdı.
Çin ile küresel rekabetin merkezine yerleşen Latin Amerika, önümüzdeki dönemde Washington’ın ticari ve askeri müdahalelerinin ana sahası olmaya aday görünüyor.
































