Kıbrıs Harekâtı’nın 52. Yılında Tarihi Bir Röportaj
1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk siyasi tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olmaya devam ediyor. Harekât sırasında Ada’ya çıkan tümenin komutanı olan Bedrettin Demirel, gazeteci Emin Çölaşan’a verdiği arşiv niteliğindeki röportajda, savaşın perde arkasını, yaşanan insani dramları ve askeri stratejileri ilk kez tüm açıklığıyla değerlendirdi.
Demirel, harekâtın genel başarısını vurgularken, savaş şartlarının zorluğuna ve disiplin süreçlerine dikkat çekiyor. “Kıbrıs Harekâtı çok büyük bir başarıdır, ancak hiçbir harekât hatasız olmaz” ifadelerini kullanan komutan, dönemin ruhunu şu sözlerle aktarıyor: “Biz hiçbir zaman harp esirlerine karşı yapılması gereken insanca davranışlardan uzaklaşmadık.”
Harp Hukuku ve Disiplin: “Ölüm Cezası Vermedik”
Röportajda, savaş sırasında yaşanan yağma ve disiplin suçları hakkındaki soruları yanıtlayan Demirel, askerî mahkemelerin kurulduğunu ve suç işleyen herkesin yargılandığını belirtiyor. Ölüm cezasının uygulanmadığını ifade eden Demirel, “Muharebede böyle ufak tefek disiplin tecavüzleri olabilir. Ancak bunlar yargılandı ve hepsi ceza aldı” diyerek ordunun hukuk kurallarına olan bağlılığını savunuyor.
Harekâtın Zayıf Karnı: Muhabere Sorunları
Emin Çölaşan’ın “Harekâttan nasıl bir ders çıkardık?” sorusu üzerine çarpıcı bir tespit yapan Bedrettin Demirel, en büyük aksaklığın haberleşme (muhabere) alanında yaşandığını vurguladı: “Çağımızın muharebesinde telsiz irtibatları birinci planda geliyor. Biz muhaberede sıkıntı çektik. Telsizlerdeki karışmalar ve irtibat kopuklukları en kritik sorunumuzdu.”
Kocatepe Muhribi ve Tarihe Not
Harekât sırasında Kocatepe muhribinin yanlışlıkla batırılması gibi trajik olaylara da değinen Demirel, bu konuda oldukça temkinli. “Bu konu sıcaklığını koruyan bir mesele, sorumluları biliyorum ancak bunu tarihe bırakmayı tercih ediyorum” diyerek, bu olayın da aslında yine haberleşme kopukluğundan kaynaklandığını ima etti.
Yunanlı teğmeni yanına alarak hayatını kurtardığı o meşhur anısını da paylaşan Demirel, savaşın en sert anlarında bile Türk askerinin insani değerlerden taviz vermediğini bir kez daha hatırlatıyor.






























