Türkiye’nin Siyasi Hafızasında 12 Eylül
Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak kazınan 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. 1980 yılında “Bayrak Harekatı” kod adıyla uygulamaya konulan darbe, sadece bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyen toplumsal ve siyasal bir travmanın başlangıcı oldu.
Karanlığa Uyanan Bir Ülke
12 Eylül 1980 sabahı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in radyodan okuduğu bildiriyle Türkiye sıkıyönetim ilanına uyandı. Bu süreçte anayasa yürürlükten kaldırıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi ve sendikalar ile meslek kuruluşlarının faaliyetleri askıya alındı. Tankların sokaklara indiği, temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bu dönem, Türkiye siyasi tarihinin en baskıcı süreçlerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Yargılamalar, İdamlar ve Büyük Acılar
Darbe sonrası kurulan sıkıyönetim mahkemelerinde 230 binden fazla vatandaş yargılandı. Deniz Gezmiş gibi devrimci hareketin sembol isimlerinin de aralarında bulunduğu 48 kişi idam sehpasına gönderilirken, 171 kişi ağır işkence sonucu hayatını kaybetti. Cunta lideri Kenan Evren, 1982 Anayasası’nın kabulüyle cumhurbaşkanlığı makamına yerleşerek 1989 yılına kadar görevini sürdürdü.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, 12 Eylül’ün Türkiye demokrasisine verdiği tahribatın etkileri hala tartışılmaya devam ediyor. Bu tarih, özgürlüklerin ve hukukun üstünlüğünün korunması noktasında toplumsal bir ders niteliğini her yıl yeniden hatırlatıyor.


































