Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’ndan Kritik Operasyon
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye’nin gündemini uzun süredir meşgul eden faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik yürütülen kapsamlı çalışmalar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. 24 Nisan 2026 tarihinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda, Cumhuriyet Başsavcılıkları, emniyet ve jandarma teşkilatlarının etkin iş birliğiyle 36 farklı dosyanın çözüme kavuşturulduğu duyuruldu.
Ankara’daki Seri Cinayetlerin Sırrı Çözüldü
Bakan Gürlek’in paylaştığı bilgilere göre, 2015 yılında Ankara’da gerçekleştirilen ve yıllardır çözülemeyen 3 kasten öldürme ile 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayları yeniden incelemeye alındı. Hasan Saygın, Muhsin Demirdirek ve Mustafa Çağmaoğlu’nun öldürüldüğü olaylardaki suç işleme yöntemi, HTS kayıtları ve tanık ifadeleri birleştirilerek tek bir şüpheliye işaret edildi.
Halen başka bir cinayet suçundan cezaevinde bulunan M.Ö. adlı şüphelinin, saldırı tarzı ve olayların gerçekleşme periyodu incelendiğinde Ankara’daki olayların faili olduğu tespit edildi. Şüphelinin 2015 sonunda Ankara’dan ayrılmasıyla şehirdeki benzer saldırıların durması, dosyayı somutlaştıran en önemli delillerden biri oldu. M.Ö., 7 Ağustos 2026’da SEGBİS ile alınan ifadesinin ardından tutuklandı.
Osmaniye’deki Çift Cinayetinde de Sona Gelindi
Başarılı koordinasyonun bir diğer adresi Osmaniye oldu. 13 Şubat 2019 tarihinde evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyası da tozlu raflardan indirilerek yeniden mercek altına alındı. PTS verileri, daraltılmış baz kayıtları ve tanık ifadelerinin titizlikle incelenmesi sonucunda Y.K. isimli şüpheli tespit edildi. Gözaltına alınan Y.K., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
“Suçun ve Suçlunun Peşini Bırakmayacağız”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamada kararlılık vurgusu yaparak şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, hiçbir suçun cezasız kalmaması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kamu vicdanında açık kalan hiçbir dosyayı sahipsiz bırakmayacağız.”
Bu operasyonlar, Türkiye’de faili meçhul olayların artık ‘zamanaşımı’ duvarına çarpmadan, teknolojinin ve koordinasyonun gücüyle aydınlatılabileceğini bir kez daha kanıtladı.































