Alihan Kuriş Soruşturmasında Yeni Perde
Kamuoyunda Süleymancılar cemaatinin lideri olarak bilinen ve “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak” suçlamasıyla tutuklanan Alihan Kuriş hakkındaki soruşturma derinleşiyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Kuriş’in dayısı Arif Ahmet Denizolgun’dan kalan şirketleri usulsüz yollarla ele geçirmeye çalıştığına dair çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı.
Sahte Belge ve Hukuksuz Hisse Devri İddiası
Eski Ulaştırma Bakanı ve cemaat lideri Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında vefatının ardından, yasal varislerine kalması gereken Arden Gıda hisseleri üzerindeki oyun dikkat çekiyor. İddiaya göre, Alihan Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş, genel kurul toplantıları üzerinden şirketin %90 hissesini yasal varislerden kaçırarak kendi üzerlerine geçirmeye çalıştı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, söz konusu genel kurul kararlarını hükümsüz sayarak, hisselerin gerçek varis Mehmet Beyazıt Denizolgun’a devredilmesine hükmetti.
Feth-i Kabir İşlemi ve Şüpheli Ölüm Araştırması
Soruşturma kapsamında, Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli vefatı da yeniden mercek altına alındı. Yeğenlerinin suç duyurusu üzerine harekete geçen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun’un mezarının açılmasına (feth-i kabir) karar verdi. Adli Tıp Kurumu’na gönderilen DNA örnekleri, ölümün doğal nedenlerden mi yoksa dış müdahaleyle mi gerçekleştiğini ortaya koyacak.
Örgütsel İletişim: “Glooper” Uygulaması ve Telefon Trafiği
Soruşturma dosyasına giren bir diğer dikkat çekici konu ise Kuriş’in kullandığı haberleşme yöntemleri oldu. İfadesinde aktif telefon kullanmadığını öne süren Kuriş’in, bir çalışanına ait hattı kullandığı tespit edildi. Ayrıca, örgütün dışarıya kapalı, üç aşamalı doğrulamalı “Glooper” isimli özel bir yazılım üzerinden kriptolu haberleşme sağladığı ortaya çıkarıldı.
MASAK Raporları ve 100 Milyar TL’lik Transfer
Mali boyutuyla da büyük yankı uyandıran soruşturmada; Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası ve Verona Ev Tekstil gibi birçok sektörde faaliyet gösteren 32 şirketin örgütsel faaliyetlerle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. MASAK incelemeleri, çeşitli yöntemlerle yaklaşık 100 milyar TL’nin yurt dışına çıkarıldığını işaret ediyor. Soruşturmanın dini bir yönünün bulunmadığını belirten yetkililer, tamamen mali suçlar ve kara para aklama odağında bir operasyon yürütüldüğünün altını çiziyor.































