Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılı sekizinci toplantısında, beşeri sermayenin geliştirilmesi, işgücü piyasasının ihtiyaçlarına yönelik politikalar, ödemeler dengesi istatistiklerinde yapılan revizyonlar ve sorunlu fonların tasfiye süreci kapsamlı bir şekilde ele alındı.
Toplantı sonrasında yapılan resmi açıklamada, küresel ekonominin belirsizliklerin ve risklerin tarihi yüksek seviyelere ulaştığı, çoklu şokların yaşandığı hassas bir dönemden geçtiği belirtildi. Savaş kaynaklı arz şokları ve tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel ekonomik görünümü baskıladığına dikkat çekilerek, bu zorlu ortamda ekonomik dayanıklılık ve istikrarın her zamankinden daha kritik olduğu vurgulandı.
Beşeri Sermaye ve İşgücü Piyasası Masada
EKK toplantısında, beşeri sermayenin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ile işgücü piyasasının değişen ihtiyaçlarına cevap verecek stratejik politikalar değerlendirildi. Eğitimin niteliğinin artırılması ve eğitim-istihdam bağlantısının güçlendirilmesinin öncelikli politika alanları olduğu ifade edildi. OECD PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye’nin tüm alanlarda sıralamasını yükselttiği ve son 10 yılda performansını artıran tek OECD ülkesi olduğuna dikkat çekildi.
Yeşil, dijital ve demografik dönüşümün işgücü piyasasının dinamiklerini değiştirdiğine işaret edilen açıklamada, nitelikli işgücü arzının artırılması, verimliliğin desteklenmesi ve özellikle gençlerle kadınların istihdama katılımının teşvik edilmesinin hedeflendiği aktarıldı.
Sorunlu Fonlarda Ara Ödeme Beklentisi
Toplantının bir diğer önemli gündem maddesini ise sorunlu fonlara ilişkin tasfiye süreci oluşturdu. İlgili kurumların gerekli adımları eşgüdüm içerisinde attığı belirtilirken, tasfiye süreçlerinin şeffaf ve hukuki güvence altında yürütülmesini amaçlayan Kanun Teklifi’nin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildiği hatırlatıldı. Teklifin yasalaşmasının ardından ara ödemelerin en kısa sürede başlatılması öngörülüyor.
Yetkililer, güçlü makroekonomik temeller ve kararlılıkla uygulanan politikalar sayesinde, yaşanan bu gelişmelerin finansal sistem ve reel ekonomi üzerindeki etkilerinin sınırlı kalmasını beklediklerini ifade ettiler.





























