Ana Sayfa Siyaset Fransa’da Cezaevi Doluluğu Rekor Kırdı: Türkiye ile Birlikte Avrupa’da İlk Sırada

Fransa’da Cezaevi Doluluğu Rekor Kırdı: Türkiye ile Birlikte Avrupa’da İlk Sırada

7
0

Fransa’da cezaevlerindeki mahpus sayısı geçen ay 91 bine yaklaşarak tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Avrupa Konseyi’nin daha önce yayınladığı raporlarda olduğu gibi, Fransa ve Türkiye cezaevi doluluk oranlarında Avrupa’nın zirvesinde yer almaya devam ediyor.

Fransa Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan son verilere göre, 1 Ekim itibarıyla ülkedeki cezaevlerinde 90 bin 937 mahpus bulunuyor. Ülke genelindeki cezaevlerinin toplam kapasitesi ise yaklaşık 63 bin 450 kişiyle sınırlı. Bu durum, cezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 143,3’e yükselmesine neden oldu.

Yerde Yatan Mahpus Sayısında Ciddi Artış

Aşırı kalabalık nedeniyle binlerce mahkum yerdeki yatak şiltelerinde yatmak zorunda kalıyor. Resmi rakamlara göre 8 bin 959 kişi bu koşullarda barınırken, bu sayı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 52’lik bir artış gösterdi. Duruşma öncesi tutukluların kaldığı ceza infaz kurumlarında ise doluluk oranının yüzde 178 gibi kritik bir seviyeye ulaştığı belirtildi.

Avrupa Konseyi ve BM’den Uyarılar

Avrupa Konseyi, Mayıs ayında yayınladığı raporda Fransa ve Türkiye’yi cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşmanın en yoğun yaşandığı ülkeler olarak işaret etmişti. Aynı dönemde Fransa’yı ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) işkenceyi önleme uzmanları da mevcut koşulların insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele teşkil edebileceği konusunda yetkilileri uyarmıştı.

Öte yandan, Türkiye’deki cezaevi istatistikleri de dikkat çekiyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de 304 bin 184 kapasiteye karşın 434 bin 337 mahpus bulunuyor ve ülke 100 bin kişiye düşen 458 mahkumla Avrupa’da ilk sırada yer alıyor.

Fransa Kapasiteyi Artırmaya Çalışıyor

Yaşanan krizle mücadele etmek amacıyla Fransa Adalet Bakanlığı yeni cezaevi projelerini devreye sokuyor. Modüler cezaevleri ve yeni inşa edilecek tesislerle binlerce kişilik ek kapasite yaratılması hedeflenirken, uzmanlar mevcut yasal düzenlemelerin ve cezalandırma politikalarının da gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.