Sistemin Kökeni ve Mühürsüz Oylar Tartışması
Türkiye, 2018 yılında köklü bir yönetim değişikliğiyle parlamenter sistemden ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş yaptı. Ancak bu geçişin temelleri, 16 Nisan 2017 referandumundaki tartışmalı kararlara dayanıyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) referandum devam ederken aldığı ‘mühürsüz oyların geçerli sayılması’ kararı, yaklaşık 2,5 milyon oyun sisteme dahil olmasına neden oldu. %51,4 ‘Evet’ oyuyla kabul edilen sistem, Türkiye’de 95 yıllık parlamenter dönemi fiilen sona erdirdi.
Yeni Sistemin Vaatleri ve Eleştiriler
Sistemin savunucuları, eski parlamenter sistemin yarattığı koalisyonlar, hükümet krizleri ve bürokratik yavaşlıklara dikkat çekerek, yeni modelin ‘hızlı karar alma’ ve ‘istikrar’ getireceğini öne sürdü. Başbakanlık makamı kaldırıldı, yürütme gücü tamamen Cumhurbaşkanlığı’nda toplandı ve bakanların atanma şekli değişti.
Öte yandan muhalif kesimler, bu değişimin güçler ayrılığı ilkesini zedelediğini, TBMM’nin denetim kapasitesinin daraltıldığını ve kurumsal bağımsızlığın erozyona uğradığını savunuyor. Özellikle Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetilen bir yapının, demokratik denge ve denetleme mekanizmalarını zayıflattığı yönündeki eleştiriler güncelliğini koruyor.
Ekonomi ve Dış Politikada Bilanço
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin etkileri en net ekonomi alanında hissedildi. 2018 sonrası süreçte yaşanan yüksek enflasyon, Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve Merkez Bankası politikaları üzerindeki yürütme baskısı, yeni sistemin ekonomik karnesi olarak eleştirilerin merkezine yerleşti. Dış politikada ise lider merkezli diplomasi, kurumsal diplomasi mekanizmalarını ikinci plana itti.
Sonuç: Kurumsal Zafiyet mi, Hızlı Yönetim mi?
Aradan geçen 8 yılın ardından, Türkiye siyaseti hala bu sistemin artıları ve eksilerini konuşmaya devam ediyor. Devlet bürokrasisinde kurulan başkanlık ofisleri koordinasyonu artırdığı iddialarını taşırken, karar alma süreçlerinin merkezileşmesi ve yerel/kurumsal denetimin zayıflaması, Türkiye’nin demokratik standartları açısından hala tartışılan en kritik başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
































