KKTC’de Sorumluluk, Türkiye’de ‘Kuma Gömülen Kafalar’
KKTC’nin Girne Limanı’ndan Mersin Taşucu Limanı’na seyir halindeyken yaşanan elim facia, iki ülke arasındaki siyasi sorumluluk anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi. Facia sonrası hayatını kaybedenlerin tamamının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına rağmen, KKTC hükümeti derhal harekete geçerek 3 günlük milli yas ilan etti. Siyasi etik gereği Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı görevden alınırken, Arıklı’nın kendi dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmesi dikkat çekti.
Türkiye’de Neden Yas İlan Edilmiyor?
KKTC’de bayraklar yarıya indirilip müzikli eğlenceler iptal edilirken, Türkiye’de resmi bir milli yas kararının alınmaması kamuoyunda sert tepkilere yol açtı. Özellikle Suudi Arabistan Kralı veya İran Cumhurbaşkanı gibi yabancı devlet başkanlarının vefatında milli yas ilan eden Türkiye’nin, kendi vatandaşlarının hayatını kaybettiği Soma, Çorlu, İliç ve Bartın gibi büyük facialarda benzer bir tavır sergilememesi, ‘Sarsılmaz Koltuklar’ eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Sorumluluk Kültürü ve Siyasi İstifalar
Türkiye’de yaşanan büyük felaketlerin ardından hiçbir üst düzey yetkilinin istifa etmemesi veya görevden alınmaması, siyasi sorumluluk tartışmalarını derinleştiriyor. Soma’dan 6 Şubat depremlerine kadar yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği süreçlerde, ihmaller zinciri soruşturulsa da siyasi mekanizmaların değişmemesi, hukuk devleti ve idari denetim eksikliklerini de tartışmaya açıyor.
Bu tablo, KKTC’nin sergilediği ‘hesap verebilirlik’ pratiği ile Türkiye’deki ‘idari koruma’ kalkanı arasındaki keskin farkı ortaya koyuyor.


































