AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin borsa üzerinden kısa sürede elde ettiği milyarlarlık kazanç ve sonrasındaki istifası Türk siyasetinin ve ekonomisinin gündemindeki yerini koruyor. Tartışmaların odağındaki ‘Özata Denizcilik’ şirketine ilişkin yeni detayları kamuoyuyla paylaşan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, şirketin sahibinin AKP’li eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın eski yardımcısı Özdemir Ataseven olduğunu duyurdu.
Nisan ayında Borsa İstanbul’da işlem gören ‘Özata Denizcilik’ hisselerine 63 milyon TL yatıran ve eylül ayı başında bu hisseleri 1 milyar 340 milyon TL’ye satan Fatma Betül Sayan Kaya, çıkan haberlerin ardından akşam saatlerinde görevinden istifa etmişti. Benzer şekilde Kaya’nın eşinin de aynı hisselerden milyonlarca lira kâr elde ettiği ortaya çıkmıştı. Yaşanan bu büyük borsa manipülasyonu ve fon skandalı, siyaset-ticaret ilişkilerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gökhan Günaydın’dan Sert Açıklamalar
Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Özata Denizcilik (ÖZATD) hisselerindeki olağanüstü artışa ve şirketin arka planındaki siyasi bağlara dikkat çekti. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:
“Fatma Betül Sayan Kaya, Özata Denizcilik’in 250 bin hissesini 163 milyona alarak 5 ayda 1.3 milyar TL soygun yapıyor. Peki soygunun merkezinde yer alan şirket, Özata Denizcilik kimin: Özdemir Ataseven’in. ÖZATD Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ataseven; yıllarca AKP Tuzla Belediye Başkanlığı yapan Şadi Yazıcı’nın 2009 öncesinde AKP Tuzla ilçe başkanı iken siyasi ve hukuki işler birinci başkan yardımcısı olan, kısacası temelden AKP’li bir uyanık yatırımcıdır.”
Piyasa Gerçekleriyle Bağdaşmayan Artışlar
Şirketin piyasa değerindeki artış oranının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulayan Günaydın, Özata Denizcilik hisselerinin fiili dolaşımdaki yüzde 96’sının 5 fonun kontrolünde olduğuna dikkati çekti. Son 6 ayda hisse senetlerindeki değer artışının yüzde 1.289’a ulaştığını belirten Günaydın, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) bu duruma neden müdahale etmediğini sorgulayarak, arka plandaki siyasi ilişkiler ağına işaret etti.





























