Türkiye’nin Borç Yükü Muhtarlıklarda Gözler Önüne Serildi
Türkiye genelindeki ekonomik dar boğaz ve artan idari cezalar, yerel muhtarlıklardaki tebligat yoğunluğuyla bir kez daha en üst sıradaki gündem maddesi oldu. Diyarbakır’da bir muhtarlıkta biriken yüzlerce tebligat zarfını yerinde inceleyen CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu icra ve ceza tablosunu kamuoyuyla paylaştı. Muhtarlıklardaki evrakların çok büyük bir kısmının icra daireleri ve trafik cezalarından oluştuğuna dikkat çeken Tanrıkulu, vatandaşın sırtındaki ekonomik yükün ulaştığı boyutları gözler önüne serdi.
“26 Milyondan Fazla Vatandaş İcra Dosyasıyla Karşı Karşıya”
Ülke genelindeki icra dosyası sayısının rekor seviyelere ulaştığını belirten Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de halihazırda 26 milyon 400 bin icra dosyası bulunduğunu ifade etti. Her dosyada tek bir kişinin yer aldığı varsayıldığında dahi 26 milyondan fazla vatandaşın icra takipleri ve borç yükü altında ezildiğini vurgulayan Tanrıkulu, toplumun geniş kesimlerinin ekonomik bir çıkmazda olduğunu dile getirdi. Vatandaşların kredi kartı borçlarını yine başka kredi kartı borçlarıyla kapatmaya çalışarak bir kısır döngüye hapsolduğunun altını çizdi.
İdari ve Trafik Cezalarında Bütçe Hedefleri İlk 8 Ayda Katlandı
2026 yılı bütçe öngörüleri ile yıl içinde gerçekleşen tahsilat rakamları arasındaki devasa farka da değinen Tanrıkulu, çarpıcı rakamlar paylaştı:
- İdari Para Cezaları: Bütçede tüm yıl için 388 milyar lira gelir öngörülmesine karşın, yılın sadece ilk 8 ayında tahakkuk eden miktar 1 trilyon 364 milyar liraya ulaştı.
- Trafik Cezaları: Yıllık bütçe hedefi 73 milyar lira olarak belirlenmesine rağmen, ilk 8 ayda kesilen trafik cezalarının toplam tutarı 165 milyar lirayı buldu.
“Cezalar Bütçe Açığını Kapatma Aracına Dönüştü”
Trafik kurallarına uyulmasının ve kamu güvenliğinin sağlanmasının önemine değinen Tanrıkulu, mevcut uygulamanın amacından saptığını savundu. Kesilen cezaların caydırıcılık vasfını tamamen yitirerek, devlet bütçesindeki açıkların kapatılmasına yönelik bir tahsilat mekanizmasına dönüştürüldüğünü belirten Tanrıkulu, bu tablonun sosyal ve ekonomik krizin derinleştiğinin en somut göstergesi olduğunu ifade etti.





























