Sağlık Sisteminde Tartışmalı Müdahale: Doktorlara ‘Sezaryen’ Cezası
Türkiye’de sağlık politikaları, iktidarın nüfus planlaması hedefleri doğrultusunda tartışmalı bir noktaya taşındı. ‘Aile ve Nüfus Yılı’ ilan edilen 2026-2035 dönemi hedefleri kapsamında, Sağlık Bakanlığı’nın sezaryen oranlarını düşürmek adına uyguladığı yöntem hekimleri ayağa kaldırdı. Bakanlık, sezaryen oranı ‘yüksek’ olduğu gerekçesiyle 6 kadın doğum uzmanına zorunlu mesleki eğitim kararı alarak hekimleri meslekten men etti.
Meslek Örgütlerinden Sert Tepki: ‘Hekim Bulamayacaksınız’
Uygulanan cezai yaptırımlar, sağlık camiasında büyük tepkiyle karşılandı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Ayşe Gültekingil, cezaların sorunun kök nedenlerini çözmekten uzak olduğunu belirtti. Gültekingil, “O hekimler 6 ay maaş alamayacak, özlük hakları kayba uğrayacak. Sezaryendeki artışı sadece hekime bağlamak bilimsel değildir” diyerek, baskı altındaki doktorların hastaların güvenli doğum hakkını riske atabileceği uyarısında bulundu.
‘Benim Bedenim, Benim Kararım’ Vurgusu
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ise konuyu hak temelli bir çerçeveye taşıdı. Doğum yönteminin siyasi bir araç haline getirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Güllü, “Benim bedenim, benim kararım yalnızca bir slogan değil, kadınların temel hakkıdır. Gerçek aile politikası kadınların haklarını sınırlandıran değil, onları her alanda destekleyen koşulları yaratmaktan geçer” ifadelerini kullandı.
Sistemde Neler Değişmeli?
Uzmanlar, sezaryen oranlarının düşürülmesinin hekimleri cezalandırarak değil; gebelik takibi sisteminin güçlendirilmesi, ebelik sisteminin desteklenmesi ve anne adaylarına daha güvenli doğum koşulları sunulmasıyla mümkün olacağını savunuyor. Tabip odaları, bu baskıcı politikaların devam etmesi halinde ilerleyen yıllarda çalışacak hekim bulma sorununun derinleşeceği konusunda hükümete sert uyarılarda bulundu.






























